top of page

Silinmenin Manzaraları

Ջնջման բնանկարները

Τοπία της Εξάλειψης 

Dîmenên Jêbirinê

Landscapes of Erasure

 

15.09.26 - 14.11.26

Larissa Araz

Ece Gökalp

Ekin Can Göksoy

Zilan İmşik

Marina Papazyan

Rojda Tuğrul

Hiwazarê


 

Sergi Kordinatörü / Exhibition Coordinator: 

Sena Tural

SM_Depo_1x1.jpg

Silinmenin Manzaraları

16 Eylül - 21 Kasım 2026

Açılış: 16 Eylül Çarşamba, 18:00


 

Silinmenin Manzaraları, geç Osmanlı dönemindeki modernleşme ve merkezileşme süreçleriyle başlayan, Cumhuriyet döneminde de devlet eliyle sistematik biçimde sürdürülen kültürel, ekolojik ve toplumsal tahribatı; Türkiye’nin farklı bölgelerinde araştırma yürüten sanatçıların üretimleri aracılığıyla ele alıyor. Kimi işler coğrafyanın görünür ve görünmez izlerini takip ederek, gizli kalmaya zorlanmış bir hafızaya ulaşmayı denerken, kimileri bu izlerin hangi iktidar mekanizma ve araçlarıyla silindiğini araştırıyor. 

Ece Gökalp’in Anahit’in Ardından adlı çalışması, Türkiye'nin kuzeydoğusunda birbirinden farklı ama derinden bağlantılı üç özneyi bir araya getiriyor: 12 bin yıllık bir buzul gölü, yerinden edilmiş antik bir tanrıça ve azınlıklaştırılmış bir topluluk. Sanatçı bu üç iz üzerinden toprağın, tarihin ve kimliğin silinişini yazar Hiwazerê’yle işbirliği içerisinde inceliyor. Larissa Araz ise, tarihî Nazaretyan Konağı'nın kapalı kapıları ardında sunduğu Gördüğümüz veya göründüğümüz her şey, bir rüyanın içindeki hayaletler adlı fotoğrafik yerleştirmesiyle, yapının Antep'in bugünkü ekonomisiyle kurduğu karmaşık ilişkinin haritasını çıkararak izleyiciyi felaket sonrasıyla yüzleşmeye çağırıyor.

1980 darbesi sonrası yaşanan zorla kaybetmelere odaklanan Zilan İmşik, Kaybedilenler Ülkesi adlı yerleştirmesinde bu olaylarla ilişkili şiddet ve kontrol nesnelerini ve araçlarını kullanarak bölgenin psikolojik manzarasını yeniden kuruyor. Rojda Tuğrul ise Zagros'ta - Bir Tavşan adlı video yerleştirmesinde, kendi avcısını arayan bir av hayvanının hayalî arzusunu bir dağ tavşanının yolculuğu üzerinden izliyor. Sanatçı bu anlatıyı çatışma bölgelerindeki kimlik, yerinden edilme ve ekolojik yıkım arasındaki karmaşık bağları çözümlemek için kuruyor.

Marina Papazyan’ın Sivrisineğin Kanı adlı video işi, Batı Asya ve Akdeniz’de sıtma taşıyan başlıca sivrisinek türlerinden biri olan Anopheles superpictus’u, 1910’ların Kilikya’sında Alman subayları avlayan bir canavar olarak tasavvur ediyor. Sivrisinek burada hem emperyalist sömürüyü hem de sömürgeleştirilmiş halkların intikam arzusunu temsil eden bir simgeye dönüşüyor. Ekin Can Göksoy ise küresel ısınma ve toplumsal hafıza arasındaki ilişki üzerine bir akıl yürütme çerçevesinde sunduğu Sıcak Unutkanlık Yapar mı? adlı eseriyle deneysel bir performans sahneliyor.

Seçkide yer alan sanatçıların büyük bölümü üretimlerini diasporada sürdürüyor. Yine de geride bırakılan coğrafya, sanatçıların üretimlerinde hayaletimsi bir varlık olarak sürüyor ve kültürel belleklerini şekillendirmeye devam ediyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan çatışmalar ve tarihsel kıyım ile yıkımlara karşı geliştirilen hatırlama pratikleri, serginin ana tartışma zeminini oluşturuyor.

poşe’nin bir inisiyatif olarak son sergisi olan Silinmenin Manzaraları, özgürlük alanlarının giderek daraltıldığı bugünün koşullarında, toplumsal hafıza ve yüzleşme pratikleri üzerine üretmekte ısrar eden bu sanatçı grubunun ilk mekânsal birlikteliğidir.

Sergi, SAHA Sürdürülebilirlik Fonu kapsamında desteklenmiştir.

Landscapes of Erasure

16 September - 21 November 2026

Opening: 16 September Wednesday, 18:00

 

Landscapes of Erasure examines the cultural, ecological, and social destruction caused by the late-Ottoman processes of modernization and centralization -which were systematically continued by the state during the Republican era- through works by artists carrying out research in various regions of Turkey. Some of the works trace the visible and invisible marks left upon the land, seeking access to a memory forced into concealment, while others investigate the mechanisms through which those traces were erased. 

 

Ece Gökalp’s work After Anahit investigates the obliteration of land, history, and identity through three distinct yet deeply connected subjects in northeastern Turkey: a 12,000-year-old glacial lake, a displaced ancient goddess, and a minoritized community in collaboration with writer Hiwazerê. Larissa Araz’s photographic installation All that we see or seem are ghosts within a dream, presented behind the closed doors of the historical Nazaretyan Mansion, maps the building’s intricate relationship with Antep's present-day economy, inviting the viewer to confront the aftermath of disaster. 

Focusing on the forced disappearances following the 1980 coup, Zilan İmşik’s installation The Land of the Disappeared reconstructs the psychological landscape of the region through objects and instruments of violence and domination tied to these events. Rojda Tuğrul’s video installation In the Zagros - A Hare follows the journey of a hare to explore the imaginary desire of a prey animal searching for its own predator. Tuğrul uses the narrative to unpack the complex ties between identity, displacement, and ecological ruin in conflict zones.

Marina Papazyan’s video work The Blood of the Mosquito reimagines Anopheles superpictus -one of the main malaria vectors in West Asia and the Mediterranean -as a monster hunting German officers in 1910s Cilicia. Papazyan treats the mosquito both as a symbol of imperialist exploitation and colonized peoples’ desire for vengeance. Ekin Can Göksoy stages Does Heat Make Us Forget?, an experimental performance framed as a reasoning on the relationship between global warming and social memory.

Most of the artists participating in the exhibition live and work in the diaspora, and yet, the places they left behind persist in their artistic practices as a spectral presence and continue to shape their cultural memory. Conflicts inherited from previous generations and the practices of remembrance developed in response to histories of massacre and destruction, form the discursive space of the exhibition.

Landscapes of Erasure, poşe’s final exhibition as an initiative, marks the first time this group of artists -whose practices all engage collective memory and reckoning- has shared space, despite the increasingly repressive conditions of our present moment.

The exhibition is supported by the SAHA Sustainability Fund.

bottom of page